
Bir zamanlar Anadolu’nun sakin bir köyünde, Askhikayesi adında bir genç yaşardı. Bu genç, köyün en çalışkan ve dürüst bireylerinden biriydi. Babası yıllar önce vefat etmiş, annesi ise ona hem anne hem baba olmuştu. Askhikayesi, çocukluğundan beri doğaya ve kitaplara büyük bir ilgi duyardı. Köydeki diğer çocuklar oyun oynarken, o genellikle bir ağacın gölgesine oturur, elindeki kitaplara dalardı.
Köy halkı onun bu alışkanlığını hayranlıkla izlerdi. Ancak bazıları da onun bu davranışını garip bulur, Bu çocuk neden yaşıtları gibi değil diye düşünürdü. Fakat Askhikayesi, insanların ne düşündüğüne pek aldırmazdı. Onun için önemli olan, kendi hayallerine ve hedeflerine ulaşmaktı.
Bir gün köy meydanında büyük bir duyuru yapıldı. Komşu şehirden bir grup bilim insanı, köyde gençlerin katılabileceği bir eğitim programı düzenleyecekti. Bu programda, doğa bilimleri, edebiyat ve teknoloji gibi birçok alanda dersler verilecekti. Askhikayesi bu duyuruyu duyduğunda çok heyecanlandı. Bu program, onun hayal ettiği dünyaya açılan bir kapı olabilirdi.
Eğitim programına katılmak için başvuru süreci başladı. Ancak programa kabul edilmek kolay değildi; katılımcılardan bir deneme yazısı yazmaları isteniyordu. Ask hikayesi, bu fırsatı kaçırmamak için hemen çalışmaya koyuldu. Günlerce düşündü, yazdı ve yazdıklarını defalarca gözden geçirdi. Sonunda, Doğanın İnsan Üzerindeki Etkisi başlıklı bir deneme yazısı hazırladı. Yazısında, doğanın insan ruhunu nasıl beslediğini ve çevreyi korumanın önemini anlattı.
Bir hafta sonra sonuçlar açıklandı. Ask hikayesi’nin yazısı, jüri tarafından büyük beğeni toplamıştı. O, programa kabul edilen birkaç kişiden biri olmuştu. Bu haber köyde büyük bir sevinçle karşılandı. Annesi gözyaşlarını tutamıyor, oğlunun başarısıyla gurur duyuyordu.
Eğitim programı başladığında Askhikayesi, kendini tamamen derslere adadı. Her gün yeni şeyler öğreniyor, merak ettiği sorulara cevap buluyordu. Özellikle doğa bilimleri dersi onun ilgisini çekmişti. Öğretmenleri onun bu ilgisini fark etmiş ve ona daha fazla kaynak sağlamışlardı.
Programın sonunda katılımcılardan bir proje hazırlamaları istendi. Ask hikayesi, Köy Hayatında Sürdürülebilir Tarım Uygulamaları adlı bir proje geliştirdi. Bu projede, köy halkının hem çevreyi koruyarak hem de daha verimli tarım yaparak nasıl daha iyi bir yaşam sürebileceğini anlattı. Proje, hem eğitimciler hem de köy halkı tarafından büyük takdir topladı.
Eğitim programı sona erdiğinde Askhikayesi, sadece bilgiyle değil, aynı zamanda yeni hayallerle de doluydu. Artık köydeki yaşamını daha anlamlı kılmak istiyordu. Köye döndüğünde öğrendiklerini uygulamaya koyuldu. Tarımda yeni yöntemler denedi, köy çocuklarına okuma alışkanlığı kazandırmak için küçük bir kütüphane kurdu.
Yıllar geçtikçe Askhikayesi’nin çabaları meyvesini verdi. Köy halkı onun liderliğinde daha bilinçli ve sürdürülebilir bir yaşam sürmeye başladı. Ask hikayesi’nin hikayesi sadece kendi köyünde değil, çevre köylerde de duyuldu. O artık sadece bir genç değil, aynı zamanda insanlara ilham veren bir liderdi.
Bu hikaye bize şunu gösteriyor Hayallerine inanıp çalışmaktan vazgeçmeyen biri, sadece kendi hayatını değil, çevresindekilerin hayatını da değiştirebilir. Ask hikayesi’nin adı, köyün tarihine altın harflerle kazındı ve nesiller boyu anlatılacak bir hikayeye dönüştü.
İlk yorum yazan siz olun.